çalışma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çalışma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2007 Pazartesi

Verimli Ders Çalışma Teknikleri 1

Verimli çalışma olumlu öğrenmenin meydana getirilmesi olayıdır. Verimli çalışma yolları, bireyin zeka, yaş, genel uyarılmışlık hali ve kaygı durumu ile daha önceki öğrenmelerden yapacağı aktarmalarına göre değişmektedir. Bu nedenle kesinleşmiş bir takım yöntemlerin verilmesi doğru olmaz. Burada olumlu öğrenmeyi sağlayacak ipuçları verilecektir. Kullanılacak yöntem ve yöntemler bireysel özelliklere göre ve birey tarafından seçilmektedir.
1. Öğrenilecek malzemenin türü ve özellikleri:
Bu öğrenme olayı ile yakından ilgilidir. Öğrenen kişi, öğrenilecek malzemeyi değiştirmezse de, malzemeyi kolay ya da zor yapan şeylerin ne olduğunu çözümleyebilir. Bunları öğrenme yöntemine uygulayabilir.
Çevresindeki malzemeden kolayca ayırt edilebilen şeyler çabuk öğrenilir, çünkü ayırt edilebilirlik dikkati çeker, dikkati çeken şey kolayca öğrenilir. Okullarda bu durumu öğretmenin göstermesi faydalı olabilir.
Sözel öğrenmelerde öğrenilecek malzemenin hatırlattıkları ne kadar çoksa malzeme o kadar anlamlı demektir. Daha az nesneyi çağrıştıran kelimeye göre daha kolay öğrenilmektedir. Örneğin; "mutfak" kelimesi içinde bulunan pek çok malzemeyi hatırlattığından, daha az malzemeyi anımsatan "merdiven" kelimesinden kolay öğrenilir. Bu olay öğrenmenin olumlu aktarılmasıdır.
Kavramsal benzerlikleri yüksek olan malzemenin öğrenilmesi kolay olmaktadır. Benzerliğin yüksek olması, bir başkası tarafından hatırlanılması ile öğrenmenin gücünün arttığı saptanmıştır. Bunun yanı sıra kavramsal benzerliklerle yapılan öğrenmelerden daha başarılı olduğu saptanmıştır.
2. Alıştırma ve alışkanlıklar meydana getirmesi:
Psikoloji ve fizyoloji bakımından alıştırma bir hareketin tekrar tekrar yapılmasından başka bir şey değildir. İlk kez yapılan bir hareket yavaş ve zordur, oysa alıştırma yoluyla hareketlerde çabukluk ve güven sağlandığı gibi hareketi yaparken çekilen sıkıntıda gittikçe azalır. Eğer alıştırmalar sevilen bir şeyin karşıtı olur ve kişi istenilen davranışları büyük bir titizlikle yaparsa o alışkanlığın meydana gelmesi mümkün değildir. Alışkanlıkları daha çok öğrendiklerimizi aktarma işlerinde kullanırız. Bu yüzden öğrenmede alışkanlıkların önemi büyüktür.
3. Öğrenme biçimlerinin, öğrenilecek malzemenin iyi biçimde öğrenilmesi için yapılacak işlemlerin düzenlenmesi, örgütlenmesi:
Sonuçlar hakkında bilgi edinmekte öğrenme için önemlidir. Kendisinin ne kadar hatalı ya da hatasız öğrenmeler yaptığı hakkında bilgi edinen öğrenci çabuk öğrenmektedir.
Okuma ya da anlatma. Tekrar tekrar okumak yerine okumaya ek olarak anlatma yapanların daha verimli öğrenme yaptıkları görülmüştür.
İnsanların bir kısmı gözle, bir kısmı da kulakla daha iyi öğrenme yapar bu her ne kadar kişinin nasıl okuyup dinlediğine bağlıysa da anlatma ya da ezberden tekrara da yer verilmelidir. Kişinin aktif olması öğrenmelerin verimli olmasını sağlar. Okuma durumunda kişi pasif durumda olacağından öğrenenin verimi düşer.
Bütün halinde ya da parçalara bölerek öğrenmenin de verimli öğrenmeye katkısı vardır
Verimli çalışma ve öğrenme yolları, öğretmen-öğrenci birlikteliğini ortaya koymaktadır. Öğrenmeye karşı istekli ve öğrenme için gerekli yeteneklere sahip olma, öğrenmede başarıyı etkileyen en önemli faktördür.Ancak, bazı yetenekli öğrencilerin yeterince çaba gösterdikleri halde bekledikleri verimi alamamaktan yakındıkları görülmektedir. Bu durum genelde verimli çalışma yöntemlerini kazanmamış olduklarından ileri gelmektedir. Bu durumda başarı düzeylerini korumak ya da yükseltmek için kişinin verimli ders çalışma yollarını bilmesi, zamanını ve enerjisini en yüksek verim alacak biçimde kullanması gerekmektedir.
Çabanın ve zamanın en ekonomik biçimde kullanılmasının ön şartı çalışma saatlerinin bir programa bağlanmasıdır. Düzenli bir çalışma programı yapmak ve bunu uygulamak başlangıçta kişiye zor gelebilir. Ancak böyle bir uygulamanın devamı, belli saatlerde belli işlerin yapılması alışkanlığının kazanılmasını sağlar. Çalışma zamanı gibi çalışma yerinin de belli olması, verimli çalışma için gerekli koşullardan biridir.
Çalışma ve dinlenme sürelerinin uzunluğu yaşa ve konuya bağlı olmakla birlikte ara vererek çalışmanın her zaman tek parça ve daha yoğun çalışmadan daha iyi sonuç verdiği söylenebilir. Uzun ve tek parça çalışma süreleri, ilgi azalması ve yorgunluğa neden olmaktadır. Kısa ve bitirilmiş iş, kişiyi uzun işten daha çok güdüler. Ayrıca, dinlenme süresinde zihin öğrenilen konuyla meşgul olmaya devam eder. Bu da doğru tepkilerin yerleşmesine, buna karşılık yanlış tepkilerin unutulmasına yardım eder. Bu bakımdan, zaman zaman ara vererek çalışma, yoğun çalışmadan daha etkili bir öğrenmeye olanak verir.

1 Aralık 2007 Cumartesi

1 saatlik dost

yaşanmış bir hikâye-

hızlı bir çalışma temposunun ardından saatin beş olduğunu kat nöbetini devretmeye gelen hemşire arkadaşlar sayesinde fark etmiştik. yoğun bir servisti çalıştığım servis, çocuk servisleri hastanelerin en yoğun ve gürültülü olan servisleridir. artık günün yoğunluğu geçmiş servis sessiz bir hal almıştı aksam tedavilerini henüz bitirmiş ofiste cay içmeye gitme telasındaydım çünkü o günün ilk çayını içme fırsatı yakaladım diye kendi kendime üşünüyordum.kep dağılmış saç bas karışmış yorgun bitkin bir haldeydim tedavi odasından çıktığımda .aynada kendimi tanıyamadım ofise geldiğimde hemşire odasının telefonu çalıyordu . oturduğum yerden büyük bir güçlükle ayağa kalktım ve telefona gittim karsıdaki ses acilde trafik yaralılarının olduğunu içlerinde çocuklarında bulunduğunu damar bulamadıklarından dolayı acile yardıma gelmemi söylüyordu. tüm yorgunluğumu unutmuş hızla acil servisine yönelmiştim ki diğer telefonda nöbetçi hekimin icapçı beyin cerrahi hekimiyle gelip gelmeme konusundaki tartışmasını duydum. nöbetçi hekimin sesi ortalığı çınlatıyordu:

- ne yapalım? bırakalım olsun mu bu insanlar? gelmek zorundasınız!
- gittiğiniz davet beni ilgilendirmez! nöbet değiştirseydiniz çok önemli bir davetti madem.
- siz hipokrat yemini etmediniz mi ?

konuşma böyle sürüp giderken gelen asansöre binerek koşarak acil servisine gittim her yer kan revan içinde ağlayan koşuşturan yakınını bulmaya çalışan bir yığın insan vardı bu kalabalıkta sağlıklı bir is nasıl yapılırdı bilmiyordum ama her kez elinden geleni birilerine bakma gayretini gösteriyordu. acil serviste yatak kalmamış sedyelere insanlar yatırılıp ilk müdahale yapılıncaya kadar bekletiliyor yetersiz kalan personel yerine hastaları yukarı sevk edilen servise aileleri çıkartıyordu. onca kazazede içinde basında kimsesi olmayan ama durumu da oldukça ağır 15-17 yas arası bir genç vardı gerekli müdahalesi yapılmış fakat sevk edildiği beyin cerrahi hekimi henüz görev yerine elmediği için orada bekletiliyordu. kendime ait serum ve edavileri uyguladıktan sonra o çocuğun başına giderek ilgilenmeye çalıştım şuuru yerindeydi konuştuklarımı anlıyor fakat cevap veremiyordu son anlarını yasadığını görüyor ve yalnız olduğu için korkunç derecede üzülüyordum onu orada yalnız bırakamıyordum.zaten ben onunla ilgilenirken acil ervis boşalmış,tüm hastalar gerekli servislere dağıtılmıştı. ellerimi sımsıkı tutuyordu, bırakma dercesine gözlerinden yaşlar süzüldükçe kendimi ben de tutamaz hale gelmiştim, eğildim yanaklarından öptüm. "bırakmayacağım seni sakin ol, üzülme sakın" diyordum hiç tanımadığım, daha önce hiç görmediğim bu insana anlatılmaz bir yakınlık hissediyor, sanki onun acısının aynisini çekiyordum.

çok acı çekiyordu hem yalnızlığından hem de geçirmiş olduğu beyin travmasından .ne kadar süre daha onunla kaldığımı hatırlamıyorum. avucumu bırakmasıyla kendime geldim. o artık aramızda değildi, bu dünyayı terk etmişti ve ben gelmeyen doktoru suçluyor içimden lanetler yağdırıyordum.derken beyin cerrahi hekimi gelmişti. hastanın daha doğrusu ex (ölmüş) ölmüş gencin üzerindeki çarşafı almam söyledi.çarşafı kaldırdığımda doktorun hiç bir şey söyleme fırsatı olmadan yere düştüğünü gördüm.

ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. yemekli bir davetten gelmişti. acaba çok mu sarhoştu ya da kalp krizimi geçiriyordu diye düşünürken diğer hekim arkadaşları olaya müdahale etmişlerdi bile. ölen o gencecik insanin babasıydı bu doktor ve kendi evladının tedavisi için çok geç kalmıştı ne yazık ki. kötü günde oğlunun acısıyla felç geçirmiş ve görevine yeniden dönememişti .

.....

seni yeniden andım kerem ruhun şad olsun hayattaki bir saatlik dost bana yıllardır yaşattığın tecrübeyle dost kalan dost .. 1986


dostluk her gün 2-3 kere telefonla konuşmak değildir...

dostluk yapılması gereğine inanılan telefon görüşmeleri sırasında diğer insanların dedikodusunu yaparak karşılıklı bir şeyler paylaşıldığını zannetmek değildir...

dostluk; dost bildiğin kişinin en ince detaylarını bilme ihtiyacı gereği değildir...

dostluk; dost bildiğin kişinin senin en karışık detaylarını bilmesi gerektiği de değildir...

dostluk her hafta 3-5 kere görüşmek değildir... 1 ay, 1 sene, 5 sene seni aramayan, senin de aramadığın bir insani birdenbire arayıp, dertleşmek, hatır sormak istersen ve o insan da seni geri çevirmez ve sanki daha az önce konuşmuşun gibi kaldığınız yerden konuşmaya devam ederse, ve daha da önemlisi bu 1 ay, 1 sene, 5 sene ayrılığa rağmen bu insanin başı gerçekten sıkıştığında yardımına koşacak ilk insanlardan biriysen ve ayni şekilde onun da öyle
olduğunu biliyorsan emin ol ki..... o kişi senin dostundur... sen de o'nun...

" her tur ilişki avuç içinde duran kum taneleri gibidir. avucumuzu sıkmadan, gevşekçe tutarsak, kum taneleri kaymaz, durur. avucumuzu kapatıp, sıkmaya başladığımız an kum taneleri parmaklarımızın arasından akmaya baslar bir kısmını tutmayı basarsanız da, çoğu akıp gider. ilişkiler de böyledir. esneklik varsa, diğer insana saygı duyuluyor ve özgürlük tanınıyorsa ilişkiler bozulmaz. ama diğer insani çok bunaltırsanız ilişki de yavaş yavaş bozulur ve biter. hayatta pek çok insanla karsılaşırsın ama sadece gerçek dostlar senin kalbinde bir iz bırakır."(alıntı)

gerçek dostlarınızı bulup hiç kaybetmemeniz dileğiyle!!!

gulen yuzunuzun solmamasi dilegiyle...

ALINTI